Onikinci Perde

May 13

“Dinin ötesinde olan felsefenin berisindedir.” — L. Andreas Feuerbach

May 12

(Source: kalpherzamansoldanatar)

Facebook’taki Anarşist Sanat Kolektifi’nden alınmıştır https://www.facebook.com/AnarsistSanat?fref=ts

Facebook’taki Anarşist Sanat Kolektifi’nden alınmıştır
https://www.facebook.com/AnarsistSanat?fref=ts

Patlamalar Savaşın Ayak Sesleri

     Çok geçmeden sıçtığımın ülkelerinin sıçtığımın bayraklarına sarılı gençler göreceğiz. Cansız bedenleri annelerinin, babalarının ve sevgililerinin yanından toprağa giden. Çok geçmeden bombalarla minik bedenleri parçalanan çocuklar göreceğiz. Yine anneleri göreceğiz onların başında. Ağlayan çocuklar cansız annenin bedeninin yanında…
     Reyhanlı da bir patlama. yüzlerce ölü yüzlerce yaralı. Bir anne vardı en can alıcı resimde, göğe açıktı eli. Ciğeri yanıyor o annenin. Çok değil patlamadan bir kaç dakika önce gülüyorlardı, oturuyorlardı yakınlarıyla ve ne olduğunu anlamadan öldüler orada ölenler.  İşte bu canlar şerefsiz patronların, devlet büyüklerinin umrunda dahi değil. Bizim umrumuzda ve bizde intikam isteği yaratmak istiyorlar, savaş için bağırmamızı istiyorlar. ESAD YAPTI diye çığırıyorlar bizden BEDELİNİ ÖDETİN diye çığırmamızı istiyorlar.  Yapılan saldırı ise 9 eylül saldırısının bir mini versiyonuydu. Hep böyle yapmadılar mı? savaşa razı etmek için kendi halklarını vurmadılar mı bu şerefsiz devletler?
     Kan aktığı için daha fazla kan, daha fazla ölüm. Silah tutmamış gençlerin eline silah, ölmeleri ve öldürmeleri için. Bir kahraman olmaları için. Ha siktir be. Ne kahramanı? Silah firmalarını zengin etmek için ölen enayiyiz biz. Emperyalistlerin Suriye’yi bir pazar haline getirmesi için bir piyon. Önemsiz bir parçayız cebe akan paranın yanında. O paranın benim kanımla yıkanmış olması bi taraflarında değil. O şerefsizler insan değil.
      Ne Esad, Ne ÖSO. halkın kendi özyönetimini, halkın kendi özgürlük talebini görüyorum. Aslında görmüyorum, yok öyle bir şey. Ancak bazı solcular gibi diktatör sevdalılığı da yapamam ya da diktatöre karşıyım diye gerici ve kana susamış ÖSO’nun yandaşlığını da.
     İşin acısı savaş karşıtları olarak bir avuç kişiyiz. Ne kadar meydanlara dökülsek, ne kadar bağırsak da bu savaşa engel olamayacağız ve 21. yüzyıl için tarih insanlık kaybetti diye yazacak. Yozlaşmışların elinde harcanıyordu insanlık diye geçecek kitaplarda. Bu kirli tarihi yazmak istemiyorum. Bu devlet de benim değil bu savaş da. 
image

May 11

(Source: kalpherzamansoldanatar, via asimetrikmetafor)

Durum aynen budur.

Durum aynen budur.

[video]

May 10

Yüzler Akıp Giderken

     Kulaklarında meçhul bir şarkı vızıldarken, dünyanın geri kalanına kapalısındır. Sağır gibisin, görürsün ancak duyamazsın. Bir çok yüz geçer gider yanından. Kimisi tekrar hatırlanmayacak kadar gereksiz, kimisi bir an bile olsa etkiler. Yine de o tanımadığın yüzlerce yüzde bir gülümseme değilsin, ben de değilim. Hepimiz sosyallik içinde asosyaliz.
     Barda veya herhangi bir mekanda oturur sadece dostlarınla konuşursun, bir çok farklı insan yan masalarda oturur. Arasıra gözüne çarpanlar olur. Başka hayatların başka sözlerini sarf eden yüzler. Kalkıp giderler sen oturmaya devam ederken ve sen giderken de yenileri gelir. Her bir yüzün farklı kıvrımı, o kıvrımlarınsa farklı bir mizacı arasında onları fark etmeden ilerlersin.
     Onları tanısan belki seversin, onlar da seni sever belki. Kimisiyle yeni ve hatırlanınca hoş duygular uyandıran anıların olur. Ancak o denk gelmemiştir. Aynı ofiste değilsindir, belki aynı sınıfta da değilsindir ya da aynı partiden. Bir arkadaşın arkadaşı da olmayabilir. Başka türlü insanlar tanışamaz zaten. İnsanlar olarak birbirimizden pek haz etmeyiz. Korkarız sıkmaktan ve hoşumuza gitmeyen bir tepki almaktan. Korkulmayacak gibi midir ki? birinin egosuna kurban gitmek. Kimisi fazla sertleşmiştir bu şartların arasında. Egonun bile üstünde bir egoya sahip olanları kast ediyorum. Zamanla bu kadar nasır bağlar insan.
     Demiştim ya sosyallik içinde asosyaliz diye. Milyarlarca insan içinde bir kaç insan yeterlidir bize. Fazlası sıkar, bıktırır, önemsizleşir. Hergününü aynı kişilerle geçirmeyi yeğleriz. Ne kadar yaşanmışlık o kadar yakınlık. Öyle değil mi? ve sevmenin de temeli hoş anların artmasından ötesi midir? 

May 08

Beton Yığınlarının Arasındaki Doğa Parçacağı

    Betonların ardı ardına yığıldığı bir kent burası. Yeşillikler sonradan serpilmiştir burada binaların önlerine ve sadece zengin muhitlere. Ancak Ankara’da şaşırtıcı bir alan var, Papaz’ın Bağı.
 
image


    Gaziosmanpaşa’da bir alan burası. Şehrin ortasında kalan baya büyük bir yeşillik alan. İçeriye doğru girdiğinde fark edebiliyorsun. Dışarıdan bakarsan kuytu köşede girişi olan bir yer. Neresi olduğu şaibeli. 
 
image   
    Baya geniş bir alanı var buranın, bir kaç kattan oluşuyor ve kimi yerlerinde yukardaki resimde olduğu gibi bol bol masa sandalye konulmuşken kimi yerlerinde daha seyrek, içerisi çeşitli hayvanlarla süslenmiş ben sadece ördekleri gördüm. Havuza giriyorlar, ardından çıkıyor insanlardan bir şeyler umuyorlar.

image

    Yabancılarım ben doğayı, köyü olmayan bir ailede büyüdüm, büyük şehirlerde, biçimsizce serpilmiş binaların arasında oynadım.Doğadan anladığım sonradan ekilen çimlerdi benim için ve bir kaç ağaç. Ancak büyüdükten sonra Bursa’nın yeşillik alanlarında ve Anamur’un yaylalarında tanıdım doğayı. Böyle yerlerde devamlı kalabilecek biri değilim ama arada sırada uğrayıp dinlenmek de hoş bir eylem. En azından aynılıktan kaçış ve insan dışında, insandan daha sempatik olan canlılarla bir birliktelik.
 

May 05

“İnsanların her zaman ihtiyacı olmuştur “iyi” olan tanrılara. Tıpkı Greklere göre Tanrılardan üstün Titan Prometheus gibi. Yine de “kötü” tanrılar yaratıp onların iyi olduklarını düşündüler. Tıpkı Zeus gibi, bugünün tapılan tanrıları gibi.”